Connect with us

Gündem

“Bu ülkeyi asgari ücretliler ve kamu çalışanları değil, emeğin hakkına göz dikenler bu noktaya getirdi”

-

-

Hür-İş Federasyonu Başkanı Ahmet Serdaroğlu, “Bu ülkeyi asgari ücretliler ve kamu çalışanları değil, vergi kaçıranlar, emeğin hakkına göz dikenler bu noktaya getirdi” dedi.

İşverenler Sendikası Başkanı Metin Arhun’u eleştiren Serdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:
İşverenler Sendikası Başkanlığı koltuğunda oturan Sayın Metin Arhun’un yaptığı son açıklamaları hayretle ve büyük bir tepkiyle izledik.
Öncelikle şunu açıkça ifade etmek isterim ki; Sayın Arhun, her ne kadar İşverenler Sendikası Başkanı sıfatını taşısa da, bugün birçok işvereni temsil etmediği ortadadır. Çünkü bizatihi iş dünyasının içinden birçok işveren, Sayın Arhun’un kendilerini temsil etmediğini yüksek sesle dile getirmektedir. Bunun nedeni de açıktır. Kendi sektöründe ve iş dünyasında adil rekabet koşullarının oluşmasına dahi katkı koyamayanların, bugün çıkıp tüm işverenler adına konuşması kabul edilemez.
Sayın Arhun, ülkenin ekonomik sorunlarının sebebi olarak kamu çalışanlarının maaşlarını göstermeye çalışmaktadır. Bu söylem gerçekleri çarpıtmaktan başka bir şey değildiBu ülkenin bugün yaşadığı mali sıkıntıların temel nedenlerinden biri, büyük sermayeden etkin ve adil vergi toplanamamasıdır. Yıllardır servet vergisinden kaçınılması, vergi adaletinin sağlanamaması ve bazı çevrelerin ekonomik sistemden orantısız şekilde faydalanmasıdır. Bunun bedelini ise emekçiler, asgari ücretliler ve dar gelirli vatandaşlar ödemektedir.
Sayın Arhun’un “Asgari ücret 600 Sterlin’den 900 Sterlin’in üzerine çıkınca ip koptu” şeklindeki açıklaması, emeğin değerine bakış açısını ortaya koymaktadır.
Asıl kopan ip, asgari ücretin yükselmesiyle değil; yıllardır kurulan adaletsiz ekonomik düzenle kopmuştur.
Bu ülkede çalışanların insanca yaşayabilecek bir ücret talep etmesi suç değildir. Suç olan, her zam döneminde emekçilerin cebine girecek üç kuruşa göz dikmek ve bunu engellemek için kamuoyunu yanıltmaya çalışmaktır.
Ne zaman asgari ücret görüşmeleri başlasa, Sayın Arhun bir aktör gibi sahneye çıkmakta, çalışanların maaş artışlarını hedef alan açıklamalar yapmaktadır. Hayat pahalılığı altında ezilen insanların ücretlerine yapılacak düzenlemeleri engellemek için algı operasyonları yürütmektedir.
Ancak unutulmamalıdır ki mesele yalnızca Sayın Arhun değildir.
Asıl sorumluluk, bu anlayışa teslim olan ve çalışanları korumak yerine sermayenin taleplerini öncelikle ele alan hükümetlerdedir. Asıl sorumluluk, hayat pahalılığının altında kalan asgari ücretleri onaylayan Çalışma Bakanlıklarındadır.
Buradan Sayın Metin Arhun’a açıkça soruyorum:
Türk gazına zam yapılırken neredeydiniz?
Elektriğe yüzde 22 zam yapılırken neden tek bir açıklama yapmadınız?Akaryakıt fiyatları artarken neden sessiz kaldınız?
Vatandaşın mutfak masrafı katlanırken neden ortaya çıkmadınız?
İşverenlerin maliyetlerini etkileyen enerji zamları karşısında neden aynı sertliği göstermediniz?
Ne hikmetse konu asgari ücret olunca ortaya çıkıyor, çalışanların maaşlarını hedef alan açıklamalar yapıyorsunuz.
Bir de utanmadan Avrupa ile kıyaslama yapıyorsunuz.
Madem Avrupa örnek gösteriliyor, o halde sadece gelirleri değil giderleri de konuşalım.
Avrupa’da yaşayan bir insanın sağlık harcamaları nedir?
Eğitim giderleri nedir?
Ulaşım maliyetleri nedir?
İletişim giderleri nedir?
Akaryakıt ve temel tüketim harcamaları nedir?
Sosyal yaşam ve tatil olanakları nedir?
Bunları konuşmadan yalnızca maaş rakamları üzerinden algı yaratmaya çalışmak samimiyetsizliktir.
Daha da vahimi, bugün kamu çalışanlarının maaşlarını eleştirenlerin önemli bir bölümü, yıllardır bu düzenin nimetlerinden faydalanan çevrelerdir.
Hür-İş Federasyonu olarak açıkça ifade ediyoruz:
Bu ülkenin emekçilerini günah keçisi ilan etmenize izin vermeyeceğiz.
Asgari ücretlinin ekmeğine göz dikmenize izin vermeyeceğiz.
Kamu çalışanlarını hedef göstermeye devam etmenize izin vermeyeceğiz.
Gerçekleri çarpıtanlara karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Ve unutulmasın…
Bu halkı görmezden gelenler, günü geldiğinde halk tarafından da görmezden gelinecektir.
Çalışanların sesine kulak tıkayanlar, sandık günü geldiğinde bunun cevabını alacaktır.”

Gündem

Redif Nurel’den AP kararına sert tepki: İkiyüzlü AB’nin adaletine güvenmiyoruz

-

-

-

İş insanı Redif Nurel, Avrupa Parlamentosu’nun Kıbrıs’la ilgili kararına sert tepki gösterdi. Ada TV’de Cüneyt Oruç’un sorularını yanıtlayan Nurel, Avrupa Birliği’ni “çifte standart” uygulamakla suçlayarak, Kıbrıs Türk halkının yaşadığı acıların görmezden gelindiğini savundu.
Avrupa’nın Kıbrıs konusunda yıllardır taraflı bir tutum sergilediğini öne süren Nurel, “Avrupa’nın iki yüzlü olduğu dünyaca görülüyor. Birleşmiş Milletler 1974’ten önce de buradaydı. Kıbrıslı Türklere İngiltere’den Avustralya’ya iş imkânları yaratarak bu topraklardan uzaklaştırdılar. Ne yazık ki kendi Meclisimizde bile bu konuda tek ses olamıyoruz. Siyasi çıkarlar uğruna zafiyet gösteriyoruz. Avrupa Parlamentosu’nun kararının ardından dahi ortak bir duruş sergileyemedik” dedi.
Avrupa’nın adalet söylemini eleştiren Nurel, “İşte Yunan’ın, Rum’un, Avrupa’nın ve AB’nin adaleti budur. Biz onların adaletini biliriz; onların adaleti iki yüzlülüktür” ifadelerini kullandı.
“ÖNCE KENDİ TARİHİNİZLE YÜZLEŞİN”
Avrupa ülkelerinin sömürgecilik geçmişine dikkat çeken Nurel, İngiltere, Fransa, Belçika, Portekiz, Almanya, İtalya ve Hollanda’nın geçmişte işledikleri ağır insan hakları ihlallerini hatırlatarak, “Camdan evde oturanlar başkalarının evine taş atmamalı” dedi.
Avrupa Birliği’nin Rum ve Yunan tarafına geçmişte yaşanan olaylarla ilgili hesap sormadığını savunan Nurel, Muratağa-Sandallar-Atlılar, Taşkent, Kanlı Noel, Ayvasıl, Kumsal, Geçitkale ve diğer katliamları hatırlatarak, “EOKA’nın yaptıklarını hiç sordunuz mu? Enosis’in ne anlama geldiğini, nihai hedeflerinin ne olduğunu üyelerinize hiç anlattınız mı?” diye konuştu.
Kıbrıs Türk halkının uzun yıllar saldırı ve baskılar altında yaşadığını ifade eden Nurel, dönemin askeri güç dengesinin de göz ardı edildiğini belirterek, “O dönemde tankı, topu, zırhlı aracı olan kimdi? Bu soruların cevabını siz de biliyorsunuz” dedi.
“TÜRK ASKERİ KIBRIS TÜRKÜ’NÜ KORUMAK İÇİN GELDİ”
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 1974’te adaya geliş gerekçesinin Kıbrıs Türk halkının varlığını korumak olduğunu söyleyen Nurel, “Türk askeri, Kıbrıs Türkü’nü sürgün ve katliamlarla yok etmeye yönelik girişimlere karşı Ada’ya gelmiştir. Amacı Kıbrıs Türk halkının can güvenliğini ve haklarını korumaktı” ifadelerini kullandı.
“İÇERİDE BİRLİK SAĞLANMALI”
Konuşmasının sonunda iç birlik çağrısı yapan Nurel, Kıbrıs Türk tarafının ulusal konularda ortak duruş sergilemesi gerektiğini savundu.
“Atalarımızın dediği gibi; ‘Hain içeride olunca kapı kilit tutmaz.’ Bizim içimizde olup AB fonlarıyla beslenen kişi ve örgütlerin Türk askerine ve mücahitlere ağır ithamlarda bulunmalarına gereken tepki gösterilmedi. Böylesine kritik milli meselelerde toplum olarak ortak bir duruş ortaya koymalıyız.” dedi.

Devamını Oku

Gündem

Pakistan ile KKTC arasında işbirliği fırsatı

-

-

-

Çalışma Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, temaslarda bulunmak üzere gittiği İslamabad’da Pakistan Adalet ve İnsan Hakları Bakanı Azam Nazeer Tarar ile bir araya geldi. Görüşmede insan hakları, eğitim, çalışma hayatı ve iki ülke arasındaki iş birliği ele alınırken, Hasipoğlu, iki ülke halkını “dosttan öte kardeş” olarak tanımladıklarını belirtti. KKTC’de eğitim gören Pakistanlı öğrencilerin iki ülke arasında önemli bir gönül köprüsü oluşturduğunu söyleyen Hasipoğlu, farklı sektörlerde çalışan Pakistan vatandaşlarının da ekonomiye ve toplumsal yaşama katkı sağladığını ifade etti.

Devamını Oku

Gündem

KKTC’nin 50 yıllık su ihtiyacı giderildi

-

-

-

KKTC’de yürütülen 14 ayrı projeden oluşan 69 milyar liralık dev yatırım programının 41 milyar liralık kısmı tamamlandı.

Mesarya Ovası’ndaki çalışmaları inceleyen Türkiye Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Sadece bugünün değil, KKTC’nin 50 yıllık su ihtiyacını giderecek yatırım yapıldı” dedi.

KKTC’ye gelen Bakan Yumaklı, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş ile Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından yapımı devam eden “Orta Mesarya Ovası Sulaması Ana İletim Hattı 2. Kısım İnşaatı”nda incelemelerde bulundu.

Yumaklı, inşaat alanında vinç kullanarak, 2 bin 500 milimetre çapındaki çelik borunun boru hendeğine indirilerek döşenmesi işlemini gerçekleştirdi.

Türkiye ile KKTC arasındaki ilişkinin yalnızca iki devlet arasındaki bir işbirliği olmadığını anlatan Bakan Yumaklı, bu ilişkinin kader birliği, gönül birliği ve sarsılmaz kardeşliğin adı olduğunu vurguladı.

Yumaklı, su projesinin bu kardeşliğin en güçlü sembollerinden biri olduğunun altını çizerek, “Anadolu’dan gelen her damla su, aynı zamanda dayanışmanın, güvenin ve ortak geleceğe olan inancımızın da sembolüdür.” diye konuştu.

Bakan Yumaklı, su konusunda bugün gelinen noktada 14 ayrı projeden oluşan, yaklaşık 69 milyar liralık dev bir yatırım programını yürüttüklerini belirterek, “Bunun 41 milyarlık kısmı tamamlandı. 8 milyar liralık kısmında çalışmalarımız devam ediyor. 20 milyar liralık kısmında ise planlamalar arkadaşlarımız tarafından sürdürülüyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Yumaklı, yatırımların büyük bir bölümünün vatandaşların hizmetine sunulduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Sadece bugünün değil, KKTC’nin 50 yıllık su ihtiyacını giderecek yatırım yapıldı. Bu yatırım kapsamında 870 kilometre iletim hattı, 49 depo ve terfi merkezi, 529 kilometre içme suyu dağıtım hattı ve günde 200 bin metreküp kapasiteli modern içme suyu arıtma tesisini bitirerek hizmete almış durumdayız.”

KKTC’de başta Mesarya Ovası olmak üzere tarım alanlarına su verilmesi ile ilgili yürütülen projelere de değinen Bakan Yumaklı, 9 bin 720 hektarlık Mesarya Ovası’na suyu iletecek ve 5,5 milyar lira maliyetli olan Orta Mesarya Ovası İkinci Kısım İletim Hattı ile ilgili çalışmaların devam ettiğini söyledi.

Yumaklı, hattın geçeceği güzergahta herhangi bir şekilde kamulaştırma ya da benzeri sorunla karşılaşılmaması durumunda Mesarya’ya su getirecek iletim hattını 2027 yılında bitirmeyi hedeflediklerini belirtti.

Yumaklı, öte yandan KKTC’deki 207 kilometrelik İçme Suyu İletim Hattı’nın da tamamlandığını ifade ederek, “Ne ana vatan Türkiye’de ne de KKTC’de biz yalnızca bugünün ihtiyaçlarını gören yatırımlar yapmıyoruz.” şeklinde konuştu.

Devamını Oku

Öne Çıkan Haberler

Copyright © 2022 KKTCgündem. künye