Connect with us

Gündem

Elektrik kesintisinde gıda zehirlenmelerine dikkat

-

-

Gıda Mühendisleri Odası, Teknecik’teki yatırım eksikliğinden dolayı sıkça elektrik kesintilerinin yaşandığı bu günlerde, gıdaları sağlıklı bir şekilde tüketebilmek ve gıdaların bozulmalarını önleyebilmek için halka uyarılarda bulundu.

İşte odadan yapılan açıklamada alınması gereken önlemler:

ELEKTRİK KESİNTİSİ ÖNCESİ ALINACAK ÖNLEMLER:

Tüm soğuk hava depoları, buzdolapları ve dondurucuların verimli bir şekilde çalıştığından emin olunmalı ve sıcaklıklar termometre yardımıyla düzenli aralıklarla kontrol edilmelidir.

Buzdolaplarının  +4 derece, dondurucular ise -18 derecede çalıştığından emin olunmalıdır. 

Tedarik zincirinin ilk basamağı olan tedarikçilerin soğuk muhafaza ürünlerini uygun sıcaklıklarda taşımasının sağlanması için süratle hareket edilmesi ve hızlıca marketlerin soğutucularına yerleştirilerek soğuk zincirin kırılmaması çok önemlidir. 

Marketlerin elektrik kesintisi gibi durumlarda uygun sıcaklıklarda muhafazasını sürdürebilmesi için mutlaka jeneratör kullanılması gerekmektedir.

Jeneratör olmayan işletmelerde ve evlerde elektrik kesintilerinde kullanılmak üzere  derin dondurucuda, buzdolabında veya soğutucularda yiyeceklerin soğuk kalmasına yardımcı olmak için buz aküleri veya jel paketleri bulundurun.

Hemen ihtiyacınız olmayabilecek  taze et ve tavuk gibi soğutulmuş ürünleri daha uzun süre  bozulmadan muhafaza etmek için  dondurun.

Kapaklı buzluk ve dondurucular kullanılması da marketlerin enerji kaybı yaşamasını büyük ölçüde önleyecektir. 

Dondurucuda yiyecekler gruplandırılmalıdır. Örneğin kolay çözülebilecek gıdalar iç bölümde dururken, zor çözünecek gıdaları kapağa yakın konumlandırılmalıdır. Enerji kaybı olmaması adına alışveriş esnasında da istenen ürünü hızlıca alıp dolap kapaklarını kapalı tutması, kendisine gösterilen önemi bir başka müşteriye de göstermesi halk sorumluluklarımızdan olmalıdır. İkaz edici levhalar kullanılmalıdır. 

ELEKTRİK KESİNTİSİ SIRASINDA:

Kasapların kıyma makinelerinin soğutuculu olsa dahi her kullanımda içinde kalan parçaların ayrılması, parça etlerin kıyma haline getirilmeden tezgahta değil soğuk hava depolarında asılı şekilde muhafaza edilmesinin sağlanması gerekmektedir.

Balık satış noktalarından balık alırken buzun mutlak suretle varlığını kontrol etmekte ve balıkta koku olmamasına dikkat etmeliyiz. 

Tavuk satış noktalarında ise buzluk ve derin dondurucuların kapaklarının iyice kapalı olması, ürünlerde herhangi bir renk değişikliğinin bulunmaması, ürün alırken de kapakları olabildiğince kısa süre açık tutulması ürünün bir süre daha korunmasını sağlayacaktır.

Alınacak bu önlemler, çiğ ve bakteri üreme özelliği bakımından çok riskli olan bu grubu da belli bir süre koruyacaktır.

Süt ve süt ürünlerinde sıvı ve yumuşak yapıda olanlar (süt, ayran, kefir, krem peynir, yumuşak yapılı peynirler, yoğurt vb) 2 saatten fazla sürede +4 derece üzerindeki sıcaklığa maruz kalmış ise, yukarıda belirtilen yöntemlerle soğutulmaya ve +4 derecede tutulmaya devam edilmelidir. Aksi takdirde tüketilmemelidir.

Ancak sert yapıdaki peynirler daha dayanıklı olduğundan bu ürünler daha uzun süre +4-8 derece sıcaklığa maruz kalabilirler. 

Kırmızı et, kanatlı eti ve deniz ürünleri işlenmiş veya işlenmemiş olması fark etmeksizin 2 saatten fazla +4 derecenin üzerindeki sıcaklığa maruz kalmış yukarıda belirtilen yöntemlerle soğutulmaya ve +4 derecede tutulmaya devam edilmelidir. Aksi takdirde tüketilmemelidir.

Ekmek grubu ürünler serin yerde muhafazası yeterli olacağında bu kategoriye girmemekle birlikte; etiketinde buzdolabında bulundurulması önerilen ürünler de 2 saatten fazla +4 derece üzerindeki sıcaklıklara maruz kalmış ise yukarıda belirtilen soğutma yöntemleri soğutulmaya ve +4derecede tutulmaya devam edilmelidir. Aksi takdirde tüketilmemelidir. 

ELEKTRİK KESİNTİSİ SONRASINDA:

Gerekmedikçe buzdolapları açılmamalı, açılmamış buzdolabı yiyecekleri 4 saat boyunca mevcut ısısında tutacaktır, ancak et, tavuk, balık, süt ürünleri, yumurta gibi gıdalar 4 saatten sonra bakteri üretmeye başlar ve hızlıca bozulma gösterir.

Yeterli soğutma yapılmadığı zaman ve bu gıdalarda şüpheye düştüğünüz anda kesinlikle tüketmeyiniz. Donmuş gıda eğer hala buz kristalleri içeriyorsa bozulmanın başlamamış olduğunu ve yeniden güvenle dondurulabileceğini göstermektedir. 

Gıdalarda farklı renk, koku, yapı görmüşseniz o ürünü tüketmemeniz gerekmektedir.  Gıdaların bozulup bozulmadığını anlamak için kesinlikle tadına bakmamalıyız. 

Kapağı açılmamış bir dolapta tamamen çözüldüğünden emin olduğunuz dondurulmuş gıdalar 24 saati geçmemiş ise ve sıcaklık + 4 dereceden yüksek değil ise ürünler pişirilip tüketilebilir fakat kesinlikle tekrar dondurulmamalıdır. Alınacak önlemler ve dikkat edilecek hususlar gıdalarımızı tamamı ile koruyamayacaktır. Ancak bilinmelidir ki bilinçli tüketicilerin bulunduğu her alanda kaynaklarımız daha verimli kullanılacak, var olan bu ekonomik krizde yaşamımızı sürdürmemiz için gerekli besinlerin de israfını önemli ölçüde engelleyecektir. 

Gündem

Guterres gelmeden Oruç Reis geldi Yunanistan ve İsrail deliye döndü!..

-

-

-

Cüneyt Oruç yazdı….

Birileri hâlâ Kıbrıs meselesini yalnızca müzakere masasında çözülecek diplomatik bir başlık olarak görüyor olabilir. Oysa Doğu Akdeniz artık sadece siyasi değil, aynı zamanda enerji, güvenlik ve jeostrateji ekseninde şekillenen yeni bir güç mücadelesinin merkezidir.

İşte tam da bu nedenle Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres’in 27 Temmuz’da adaya yapacağı ziyaret öncesinde yaşanan gelişmeler son derece anlamlıdır.

Çünkü Guterres’ten önce Oruç Reis geldi.

Türkiye ile KKTC arasında 10 Temmuz’da imzalanan doğalgaz mutabakatının ardından yayımlanan NAVTEX ile Oruç Reis, Anamur ile Girne arasında inşa edilmesi planlanan doğalgaz boru hattının güzergâhında sismik araştırmalara başladı. Bu, yalnızca teknik bir çalışma değildir. Bu, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de “ben de varım” demesinin en somut göstergesidir.

Yıllardır Kıbrıs Türk halkını enerji projelerinin dışında bırakmaya çalışan anlayış bugün ciddi bir gerçekle yüzleşmektedir.

Türkiye artık sadece garantör ülke değildir.

Aynı zamanda KKTC’nin enerji güvenliğini sağlayan, ekonomik geleceğini şekillendiren ve Doğu Akdeniz’deki stratejik denklemi yeniden kuran aktördür.

Dikkat çekici olan ise gelişmenin en büyük yankıyı Atina, Lefkoşa Rum Yönetimi ve Tel Aviv basınında bulmasıdır.

Yunan gazeteleri “Doğu Akdeniz’de sıcaklık yükseliyor” diyor.

Rum basını “Türkiye, Yunanistan’ın yapamadığını yaptı” başlığını atıyor.

İsrail basını ise bu hattın gelecekte Avrupa’ya uzanacak yeni enerji koridorunun başlangıcı olabileceğini yazıyor.

Aslında bu manşetler Türkiye’nin tezlerini doğruluyor.

Çünkü yıllardır Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi ve Kıbrıs Türklerini dışlayarak enerji haritaları çizenler, bugün bunun mümkün olmadığını kabul etmek zorunda kalıyor.

Gerçek şudur: Türkiye olmadan Doğu Akdeniz’de enerji denklemi kurulamaz. KKTC yok sayılarak hiçbir proje kalıcı olamaz.

Bugün Oruç Reis’in yaptığı çalışma sadece deniz tabanını incelemek değildir.

Aynı zamanda yıllardır Türk tarafına uygulanan siyasi izolasyon anlayışını da sorgulamaktadır.

Enerji güvenliği artık ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçasıdır.

Su projesinden sonra doğalgaz hattı da Türkiye ile KKTC arasındaki stratejik bağları daha da güçlendirecek yeni bir “asrın projesi” olmaya adaydır.

Elbette bu gelişmeler bazı çevreleri rahatsız edecektir.

Çünkü onlar yıllardır Kıbrıs Türkünü masaya mahkûm ederek zamanın kendi lehlerine işleyeceğini düşündüler.

Fakat bugün sahada bambaşka bir tablo oluşuyor.

Diplomasinin dili kadar enerji projeleri de konuşuyor.

Haritaları artık sadece müzakereciler değil, mühendisler de çiziyor.

İşte bu nedenle Guterres’in adaya geleceği günlerde artık konuşulacak yeni bir gerçek vardır.

Doğu Akdeniz’in geleceği yalnızca toplantı salonlarında belirlenmeyecek.

Sahada var olan, yatırım yapan, enerji üreten ve strateji geliştiren kazanacaktır.

Oruç Reis’in rotası bunun ilanıdır.

Ve belki de en önemli mesaj şudur: Kıbrıs Türk halkının geleceği artık yalnızca müzakere masasına değil, kendi ayakları üzerinde duran güçlü projelere de dayanmaktadır.

Devamını Oku

Gündem

Redif Nurel’den AP kararına sert tepki: İkiyüzlü AB’nin adaletine güvenmiyoruz

-

-

-

İş insanı Redif Nurel, Avrupa Parlamentosu’nun Kıbrıs’la ilgili kararına sert tepki gösterdi. Ada TV’de Cüneyt Oruç’un sorularını yanıtlayan Nurel, Avrupa Birliği’ni “çifte standart” uygulamakla suçlayarak, Kıbrıs Türk halkının yaşadığı acıların görmezden gelindiğini savundu.
Avrupa’nın Kıbrıs konusunda yıllardır taraflı bir tutum sergilediğini öne süren Nurel, “Avrupa’nın iki yüzlü olduğu dünyaca görülüyor. Birleşmiş Milletler 1974’ten önce de buradaydı. Kıbrıslı Türklere İngiltere’den Avustralya’ya iş imkânları yaratarak bu topraklardan uzaklaştırdılar. Ne yazık ki kendi Meclisimizde bile bu konuda tek ses olamıyoruz. Siyasi çıkarlar uğruna zafiyet gösteriyoruz. Avrupa Parlamentosu’nun kararının ardından dahi ortak bir duruş sergileyemedik” dedi.
Avrupa’nın adalet söylemini eleştiren Nurel, “İşte Yunan’ın, Rum’un, Avrupa’nın ve AB’nin adaleti budur. Biz onların adaletini biliriz; onların adaleti iki yüzlülüktür” ifadelerini kullandı.
“ÖNCE KENDİ TARİHİNİZLE YÜZLEŞİN”
Avrupa ülkelerinin sömürgecilik geçmişine dikkat çeken Nurel, İngiltere, Fransa, Belçika, Portekiz, Almanya, İtalya ve Hollanda’nın geçmişte işledikleri ağır insan hakları ihlallerini hatırlatarak, “Camdan evde oturanlar başkalarının evine taş atmamalı” dedi.
Avrupa Birliği’nin Rum ve Yunan tarafına geçmişte yaşanan olaylarla ilgili hesap sormadığını savunan Nurel, Muratağa-Sandallar-Atlılar, Taşkent, Kanlı Noel, Ayvasıl, Kumsal, Geçitkale ve diğer katliamları hatırlatarak, “EOKA’nın yaptıklarını hiç sordunuz mu? Enosis’in ne anlama geldiğini, nihai hedeflerinin ne olduğunu üyelerinize hiç anlattınız mı?” diye konuştu.
Kıbrıs Türk halkının uzun yıllar saldırı ve baskılar altında yaşadığını ifade eden Nurel, dönemin askeri güç dengesinin de göz ardı edildiğini belirterek, “O dönemde tankı, topu, zırhlı aracı olan kimdi? Bu soruların cevabını siz de biliyorsunuz” dedi.
“TÜRK ASKERİ KIBRIS TÜRKÜ’NÜ KORUMAK İÇİN GELDİ”
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 1974’te adaya geliş gerekçesinin Kıbrıs Türk halkının varlığını korumak olduğunu söyleyen Nurel, “Türk askeri, Kıbrıs Türkü’nü sürgün ve katliamlarla yok etmeye yönelik girişimlere karşı Ada’ya gelmiştir. Amacı Kıbrıs Türk halkının can güvenliğini ve haklarını korumaktı” ifadelerini kullandı.
“İÇERİDE BİRLİK SAĞLANMALI”
Konuşmasının sonunda iç birlik çağrısı yapan Nurel, Kıbrıs Türk tarafının ulusal konularda ortak duruş sergilemesi gerektiğini savundu.
“Atalarımızın dediği gibi; ‘Hain içeride olunca kapı kilit tutmaz.’ Bizim içimizde olup AB fonlarıyla beslenen kişi ve örgütlerin Türk askerine ve mücahitlere ağır ithamlarda bulunmalarına gereken tepki gösterilmedi. Böylesine kritik milli meselelerde toplum olarak ortak bir duruş ortaya koymalıyız.” dedi.

Devamını Oku

Gündem

Pakistan ile KKTC arasında işbirliği fırsatı

-

-

-

Çalışma Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, temaslarda bulunmak üzere gittiği İslamabad’da Pakistan Adalet ve İnsan Hakları Bakanı Azam Nazeer Tarar ile bir araya geldi. Görüşmede insan hakları, eğitim, çalışma hayatı ve iki ülke arasındaki iş birliği ele alınırken, Hasipoğlu, iki ülke halkını “dosttan öte kardeş” olarak tanımladıklarını belirtti. KKTC’de eğitim gören Pakistanlı öğrencilerin iki ülke arasında önemli bir gönül köprüsü oluşturduğunu söyleyen Hasipoğlu, farklı sektörlerde çalışan Pakistan vatandaşlarının da ekonomiye ve toplumsal yaşama katkı sağladığını ifade etti.

Devamını Oku

Öne Çıkan Haberler

Copyright © 2022 KKTCgündem. künye