Connect with us

Gündem

140 bin seçmen 13 gün boyunca Türkiye seçimleri için sandık başına gidecek

-

-

Türkiye’de 14 Mayıs’taki Cumhurbaşkanı Seçimi ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi için KKTC’de oy verme işlemi başladı. Oy verme işlemi 13 gün boyunca, 9 Mayıs’a kadar devam edecek.

Türkiye Cumhuriyeti (TC) Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu, Cumhurbaşkanı Seçimi ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçiminin herkes için hayırlı olmasını dileyerek, “Herkesin birbirinin hakkına, hukukuna saygılı olduğu bir seçim geçireceğimizden hiçbir şüphem yok” dedi.

Lefkoşa ve Gazimağusa’da oy verme işlemi bugün başlayacak ve 9 Mayıs’ta sona erecek. Güzelyurt’ta ise oy verme işlemi 29, 30 Nisan ve 1 Mayıs tarihlerinde olmak üzere 3 gün süresince yapılacak. Seçimlerde, Lefkoşa’da 16, Gazimağusa’da 7, Güzelyurt’ta 3 sandık olmak üzere toplam 26 sandık kurulacak. Seçmenler, 3 merkezden herhangi birinde oy kullanabilecek.

Lefkoşa’da Atatürk Spor Salonu ve Gazimağusa’da Lala Mustafa Paşa Spor Sarayı’ndaki oy verme işlemi 27 Nisan-9 Mayıs tarihleri arasında yapılacak. Seçmenler 09.00-21.00 saatleri arasında oy kullanabilecek.

Güzelyurt’ta Dr. Fazıl Küçük Spor Salonu’ndaki oy verme işlemi ise 29, 30 Nisan ve 1 Mayıs tarihlerinde 09.00-18.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek.

TC Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu dün hazırlıkların yapıldığı Lefkoşa Atatürk Spor Salonu’nda incelemelerde bulundu. Feyzioğlu’nun incelemeleri sırasında sandık görevlileri ve bazı siyasi parti temsilcileri de hazır bulundu.

Feyzioğlu burada basına yaptığı açıklamada, “Seçim sürecine giriyoruz. Herkes için hayırlı olsun” diyerek, komisyonla birlikte tüm planlamalarını Yüksek Seçim Kurulu tarafından onaylı bir şekilde yaptıklarını kaydetti. Feyzioğlu, her şeyin kitabına ve kuralına uygun şekilde yürümesini siyasi parti temsilcileri, sandık kurulu başkanları ve üyeleriyle birlikte sağlayacaklarını vurguladı.

“SEÇMENLER 13 GÜN BOYUNCA OY KULLANABİLECEK”

Seçimin KKTC’de 27 Nisan’da başlayacağını ve 9 Mayıs’ta sona ereceğini ifade eden Metin Feyzioğlu, seçmenlerin, 27 Nisan-9 Mayıs tarihleri arasında 13 gün boyunca oy kullanılabileceğini belirtti.

“Bazı seçmenlerimiz Türkiye’deki seçim tarihini düşünerek, 14 Mayıs’ta oy vereceklerini sanabilirler” diyen Feyzioğlu, KKTC’de Türkiye’deki Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimi’nin 27 Nisan’da başlayıp, 9 Mayıs akşamı sona ereceğini yineleyerek, TC vatandaşları uyardı.

“SEÇİM ADADA 3 MERKEZDE GERÇEKLEŞECEK”

Seçimin adada 3 merkezde gerçekleşeceğini dile getiren Feyzioğlu, oy verme işleminin, 27 Nisan-9 Mayıs tarihleri arasında Lefkoşa’da Atatürk Spor Salonu ve Gazimağusa’da Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin spor salonu olan Lala Mustafa Paşa Spor Sarayı’nda 09.00-21.00 saatleri arasında yapılabileceğini belirtti. Üçüncü merkez olarak da Güzelyurt’ta Dr. Fazıl Küçük Spor Salonu’nda 29 Nisan, 30 Nisan ve 1 Mayıs olmak üzere 3 gün sandık açılacağını kaydeden Feyzioğlu, Güzelyurt’ta sandıkların sabah 09.00’da açılıp, akşam 18.00’de kapanacağını söyledi.

“3 MERKEZDEN BİRİNDE OY KULLANILABİLİR”

KKTC’de yaşayan ve kütüğe kayıtlı olan her vatandaşın dilediği 3 merkezden birinde oy kullanabileceğine dikkat çeken Feyzioğlu, oy kullanmak için Türkiye Cumhuriyeti resmi kurumları tarafından verilmiş resmi kimlik belgeleri gerektiğini belirtti. Eski nüfus cüzdanlarının kullanılmasının da mümkün olduğunu dile getiren Metin Feyzioğlu, “Yeter ki fotoğrafı olsun ve TC kimlik numarası üzerinde yazsın” dedi.

“GEÇİCİ KİMLİK BELGESİ ALMAK MÜMKÜN”

“Eğer resim düşmüşse veya TC kimlik numarası yer almıyorsa seçimden önce ya da seçim sırasında konsolosluklarımıza başvurarak, seçim için kullanabilecekleri geçici kimlik belgelerini de almaları mümkün” diye konuşan Feyzioğlu, Güzelyurt’ta mobil konsolosluk hizmeti vereceklerini, Lefkoşa ve Gazimağusa’da ise konsoloslukların oy verme işlemi devam ettiği sürece açık olacağını söyledi. Feyzioğlu, eksik belgelesi olanlar varsa tamamlanmalarının mümkün olduğuna vurgu yaptı.

TC Lefkoşa Büyükelçisi Feyzioğlu, “Hayırlı, uğurlu olsun diyorum şimdiden… Gayet güzel, huzurlu, sakin, herkesin birbirinin hakkına, hukukuna saygılı olduğu bir seçim geçireceğimizden hiçbir şüphem yok” diye konuştu.

Gündem

Guterres gelmeden Oruç Reis geldi Yunanistan ve İsrail deliye döndü!..

-

-

-

Cüneyt Oruç yazdı….

Birileri hâlâ Kıbrıs meselesini yalnızca müzakere masasında çözülecek diplomatik bir başlık olarak görüyor olabilir. Oysa Doğu Akdeniz artık sadece siyasi değil, aynı zamanda enerji, güvenlik ve jeostrateji ekseninde şekillenen yeni bir güç mücadelesinin merkezidir.

İşte tam da bu nedenle Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres’in 27 Temmuz’da adaya yapacağı ziyaret öncesinde yaşanan gelişmeler son derece anlamlıdır.

Çünkü Guterres’ten önce Oruç Reis geldi.

Türkiye ile KKTC arasında 10 Temmuz’da imzalanan doğalgaz mutabakatının ardından yayımlanan NAVTEX ile Oruç Reis, Anamur ile Girne arasında inşa edilmesi planlanan doğalgaz boru hattının güzergâhında sismik araştırmalara başladı. Bu, yalnızca teknik bir çalışma değildir. Bu, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de “ben de varım” demesinin en somut göstergesidir.

Yıllardır Kıbrıs Türk halkını enerji projelerinin dışında bırakmaya çalışan anlayış bugün ciddi bir gerçekle yüzleşmektedir.

Türkiye artık sadece garantör ülke değildir.

Aynı zamanda KKTC’nin enerji güvenliğini sağlayan, ekonomik geleceğini şekillendiren ve Doğu Akdeniz’deki stratejik denklemi yeniden kuran aktördür.

Dikkat çekici olan ise gelişmenin en büyük yankıyı Atina, Lefkoşa Rum Yönetimi ve Tel Aviv basınında bulmasıdır.

Yunan gazeteleri “Doğu Akdeniz’de sıcaklık yükseliyor” diyor.

Rum basını “Türkiye, Yunanistan’ın yapamadığını yaptı” başlığını atıyor.

İsrail basını ise bu hattın gelecekte Avrupa’ya uzanacak yeni enerji koridorunun başlangıcı olabileceğini yazıyor.

Aslında bu manşetler Türkiye’nin tezlerini doğruluyor.

Çünkü yıllardır Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi ve Kıbrıs Türklerini dışlayarak enerji haritaları çizenler, bugün bunun mümkün olmadığını kabul etmek zorunda kalıyor.

Gerçek şudur: Türkiye olmadan Doğu Akdeniz’de enerji denklemi kurulamaz. KKTC yok sayılarak hiçbir proje kalıcı olamaz.

Bugün Oruç Reis’in yaptığı çalışma sadece deniz tabanını incelemek değildir.

Aynı zamanda yıllardır Türk tarafına uygulanan siyasi izolasyon anlayışını da sorgulamaktadır.

Enerji güvenliği artık ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçasıdır.

Su projesinden sonra doğalgaz hattı da Türkiye ile KKTC arasındaki stratejik bağları daha da güçlendirecek yeni bir “asrın projesi” olmaya adaydır.

Elbette bu gelişmeler bazı çevreleri rahatsız edecektir.

Çünkü onlar yıllardır Kıbrıs Türkünü masaya mahkûm ederek zamanın kendi lehlerine işleyeceğini düşündüler.

Fakat bugün sahada bambaşka bir tablo oluşuyor.

Diplomasinin dili kadar enerji projeleri de konuşuyor.

Haritaları artık sadece müzakereciler değil, mühendisler de çiziyor.

İşte bu nedenle Guterres’in adaya geleceği günlerde artık konuşulacak yeni bir gerçek vardır.

Doğu Akdeniz’in geleceği yalnızca toplantı salonlarında belirlenmeyecek.

Sahada var olan, yatırım yapan, enerji üreten ve strateji geliştiren kazanacaktır.

Oruç Reis’in rotası bunun ilanıdır.

Ve belki de en önemli mesaj şudur: Kıbrıs Türk halkının geleceği artık yalnızca müzakere masasına değil, kendi ayakları üzerinde duran güçlü projelere de dayanmaktadır.

Devamını Oku

Gündem

Redif Nurel’den AP kararına sert tepki: İkiyüzlü AB’nin adaletine güvenmiyoruz

-

-

-

İş insanı Redif Nurel, Avrupa Parlamentosu’nun Kıbrıs’la ilgili kararına sert tepki gösterdi. Ada TV’de Cüneyt Oruç’un sorularını yanıtlayan Nurel, Avrupa Birliği’ni “çifte standart” uygulamakla suçlayarak, Kıbrıs Türk halkının yaşadığı acıların görmezden gelindiğini savundu.
Avrupa’nın Kıbrıs konusunda yıllardır taraflı bir tutum sergilediğini öne süren Nurel, “Avrupa’nın iki yüzlü olduğu dünyaca görülüyor. Birleşmiş Milletler 1974’ten önce de buradaydı. Kıbrıslı Türklere İngiltere’den Avustralya’ya iş imkânları yaratarak bu topraklardan uzaklaştırdılar. Ne yazık ki kendi Meclisimizde bile bu konuda tek ses olamıyoruz. Siyasi çıkarlar uğruna zafiyet gösteriyoruz. Avrupa Parlamentosu’nun kararının ardından dahi ortak bir duruş sergileyemedik” dedi.
Avrupa’nın adalet söylemini eleştiren Nurel, “İşte Yunan’ın, Rum’un, Avrupa’nın ve AB’nin adaleti budur. Biz onların adaletini biliriz; onların adaleti iki yüzlülüktür” ifadelerini kullandı.
“ÖNCE KENDİ TARİHİNİZLE YÜZLEŞİN”
Avrupa ülkelerinin sömürgecilik geçmişine dikkat çeken Nurel, İngiltere, Fransa, Belçika, Portekiz, Almanya, İtalya ve Hollanda’nın geçmişte işledikleri ağır insan hakları ihlallerini hatırlatarak, “Camdan evde oturanlar başkalarının evine taş atmamalı” dedi.
Avrupa Birliği’nin Rum ve Yunan tarafına geçmişte yaşanan olaylarla ilgili hesap sormadığını savunan Nurel, Muratağa-Sandallar-Atlılar, Taşkent, Kanlı Noel, Ayvasıl, Kumsal, Geçitkale ve diğer katliamları hatırlatarak, “EOKA’nın yaptıklarını hiç sordunuz mu? Enosis’in ne anlama geldiğini, nihai hedeflerinin ne olduğunu üyelerinize hiç anlattınız mı?” diye konuştu.
Kıbrıs Türk halkının uzun yıllar saldırı ve baskılar altında yaşadığını ifade eden Nurel, dönemin askeri güç dengesinin de göz ardı edildiğini belirterek, “O dönemde tankı, topu, zırhlı aracı olan kimdi? Bu soruların cevabını siz de biliyorsunuz” dedi.
“TÜRK ASKERİ KIBRIS TÜRKÜ’NÜ KORUMAK İÇİN GELDİ”
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 1974’te adaya geliş gerekçesinin Kıbrıs Türk halkının varlığını korumak olduğunu söyleyen Nurel, “Türk askeri, Kıbrıs Türkü’nü sürgün ve katliamlarla yok etmeye yönelik girişimlere karşı Ada’ya gelmiştir. Amacı Kıbrıs Türk halkının can güvenliğini ve haklarını korumaktı” ifadelerini kullandı.
“İÇERİDE BİRLİK SAĞLANMALI”
Konuşmasının sonunda iç birlik çağrısı yapan Nurel, Kıbrıs Türk tarafının ulusal konularda ortak duruş sergilemesi gerektiğini savundu.
“Atalarımızın dediği gibi; ‘Hain içeride olunca kapı kilit tutmaz.’ Bizim içimizde olup AB fonlarıyla beslenen kişi ve örgütlerin Türk askerine ve mücahitlere ağır ithamlarda bulunmalarına gereken tepki gösterilmedi. Böylesine kritik milli meselelerde toplum olarak ortak bir duruş ortaya koymalıyız.” dedi.

Devamını Oku

Gündem

Pakistan ile KKTC arasında işbirliği fırsatı

-

-

-

Çalışma Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, temaslarda bulunmak üzere gittiği İslamabad’da Pakistan Adalet ve İnsan Hakları Bakanı Azam Nazeer Tarar ile bir araya geldi. Görüşmede insan hakları, eğitim, çalışma hayatı ve iki ülke arasındaki iş birliği ele alınırken, Hasipoğlu, iki ülke halkını “dosttan öte kardeş” olarak tanımladıklarını belirtti. KKTC’de eğitim gören Pakistanlı öğrencilerin iki ülke arasında önemli bir gönül köprüsü oluşturduğunu söyleyen Hasipoğlu, farklı sektörlerde çalışan Pakistan vatandaşlarının da ekonomiye ve toplumsal yaşama katkı sağladığını ifade etti.

Devamını Oku

Öne Çıkan Haberler

Copyright © 2022 KKTCgündem. künye